
HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş, artan enerji maliyetlerinden fahiş kiralara, pazar fiyatlarındaki önlenemeyen yükselişten gençlerin gelecek kaygısına kadar pek çok alanda ekonomideki alarm zillerine dikkat çekti. “Vatandaşın onurlu bir yaşam sürmesi bir lütuf değil, en temel haktır” diyen Güneş, siyasi iradeyi ve bölge milletvekillerini sessizliklerini bozarak somut adım atmaya çağırdı.
Türkiye ve dünyanın içinden geçtiği ekonomik türbülansın vatandaşın günlük yaşamını adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürdüğünü belirten HAKSİAD Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Güneş, yaşanan sıkıntıların artık hissedilmenin ötesinde somut bir gerçekliğe dönüştüğünü vurguladı. Enerji maliyetlerindeki dengesiz artışın ulaşım ve nakliye üzerinden tüm sektöre sirayet ettiğini ifade eden Güneş, vatandaşın kontak çevirmeden önce iki kez düşünmek zorunda kaldığını dile getirdi.
Güneş, ekonomik tablonun vahametini aktarırken “Emeklilerin ve asgari ücretlilerin durumu vicdanları sızlatacak boyuttadır. Et girmeyen yere dert girer sözü bugün sadece bir atasözü değil, gerçeğin ta kendisidir. Tencerelerde yemek değil, geçim derdi kaynamaktadır” diyerek, temel gıda maddelerine erişimin dahi bir lüks haline geldiğinin altını çizdi.
PAZARDA DİLİM DÖNEMİ VE ESNAFIN ÇIKMAZI
Ekonomik çöküşün en net görüldüğü yerin semt pazarları ve market rafları olduğunu belirten Güneş, bir zamanlar filelerle yapılan alışverişlerin yerini artık adetle ve gramla yapılan alımların aldığını ifade etti. Diyarbakır gibi bolluk ve bereket simgesi olan bir şehirde dahi vatandaşın karpuzu dilimle almak zorunda kalmasının sadece bir sıkıntı değil, derin bir ekonomik daralma olduğunu söyleyen Güneş, esnafın durumunu da şu sözlerle tarif etti: “Esnaf ya zam yapmak ya da zarar etmek arasında sıkışmıştır. Bu kısır döngü hem işletmeyi hem de vatandaşı boğmaktadır. Çarklar dönüyor gibi görünse de aslında sistem ağır ağır kilitlenmektedir.” Güneş’e göre, özellikle bir asgari ücreti aşan kira bedelleri, barınma sorununu bir sistem krizine dönüştürmüş durumda.

GÜVENSİZLİK VE GENÇLİK KAYGISI
Vatandaşın elindeki birikimi korumak amacıyla döviz ve altına yönelmesinin aslında ekonomiye duyulan güvensizliğin bir dışavurumu olduğunu savunan Güneş, bu spekülatif arayışların çözüm olmadığını belirtti. Ancak en büyük tehlikenin genç kuşaklardaki umutsuzluk olduğunu vurgulayan Güneş, geleceğini planlayamayan bir neslin yetiştiğine dikkat çekti.
Gençlerin belirsizliğin tam ortasında bırakıldığını söyleyen Güneş, “Gelecek planı yapamayan, umut kuramayan bir nesil yetişmektedir. Kaygı artık geçici bir duygu değil, kalıcı bir ruh haline dönüşmüştür. Bu, bir toplum için en tehlikeli eşiktir” ifadelerini kullanarak toplumsal psikolojinin geldiği noktaya işaret etti.
SİYASİ SESSİZLİK VE ÇÖZÜM ARAYIŞI
Mevcut ekonomik krizin aşılmasında siyasi iradenin rolünü sorgulayan Güneş, özellikle bölge milletvekillerinin halkın yaşadığı bu ağır tablo karşısında sessiz kalmalarını kabul edilemez bulduğunu belirtti. Seçim dönemlerinde meydanları dolduranların geçim derdi başladığında ortadan kaybolduğunu ifade eden Güneş, bölgesel savaş risklerinin ve küresel gelişmelerin ekonomik baskıyı artırdığını kabul etmekle birlikte, bu durumun içerdeki yapısal sorunların üzerini örtmemesi gerektiğini savundu.
Çözüm için net bir yol haritası öneren Güneş, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Hükümetin ve irade sahibi milletvekillerinin artık somut, uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretmesi gerekmektedir. Seçim meydanlarında verilen sözlerin, geçim döneminde hayata geçirilmesini uygulamalıdırlar. Vatandaş onurlu bir yaşam sürmek istiyor; bu bir lütuf değil, en temel haktır.”

Leave Your Comment